Sayfayı Hazırlayan:Mehmet Ridvan Hacıbedel
CORNUCOPIA
DERGİSİ 30. SAYI


Resimler için Açıklama:
YAZININ BASLIGI:Unutulmuş bir ülkede unutulmuş bir köşe.ikinci foto yassiorenin mezarliginin fotografi var.bati trakyada yassioren mezarligi diyor.oteki fotografta eski iskeceden bahsediyor.burda iste turkler yunanlilar guzel evler insa etmis diye.bir sonraki fotografta ise sahinin yaslilari koymeydaninda diyor alttakinde ise genclerin voltasi.iki motosikletli gencin oldugu fotoda ise iskecenin yuzde otuzbesi turk yazilmis.yassiorenden bir cenaze toreni ve altta ise karasu daki sogucak camiisinin mihrabini ele almis.cami 1430 da yapilmis.cami restorasyonda oldugu halde atina bu restotasyon icin para vermiyor yazilmis.oteki yazilar cok uzun arkadaslar.hepsini tercume etmek biraz zor.batitrakya icin osmanlidan kama turk azinligi oldugundan bahsediyor.tarihinden de bahsediyor.batitrakyanin turkiye icin avrupadaki siniri oldugunu soyluyor.insanlarin tutunculuk ile ugrastiklarini anlatiyorlar.ayrica osmanlidan kalma bircok eserin oldugunu ozellikle iskece kasabasinda bundan bircok tane oldugundan bahsediyor.(Seyhan Bekir)
MehmetRidvan
Newsweek Dergisi Istanbul temsilcisi Owen Matthews ve fotografci Ashley Gilbertson'un Bati Trakya'da izlenimleri...
Cornucopia dergisinin 30. sayisinda yer alan yazi ve fotograflar Bati Trakya'nin dunyaya tanitimi bakimindan onemlidir, umarim begenirsiniz...
Oncelikle size derginin dunyada cok populer ve genellikle de diplomatik cevrelerin yakindan
takip ettigi bir dergi oldugunu belirtmek isterim.
Seyhan arkadasimizin resimler hakkinda verdigi bilgi gayet net ve dogrudur.
Ben de elimden geldigi kadar yazinin icerigi hakkinda sizleri bilgilendirmeye gayret edicem.
Bati Trakya'nin tarihi ve jeopolitik oneminden bahsederken, Selanik ile Istanbul arasinda
Bizansin kalbi diyebilecegimiz, Balkanlarin Dogu Akdeniz'deki ticari liman bolgesi oldugunu, su an icin de Turki'yenin AB'ye komsu oldugu tek sinir kapisi olarak onemini surdurdugunu,
Osmanli Imparatorlugunun onemli ihracat urunlerinin basinda gelen Bati Trakya'da uretilen tutunun 19. yuzyilda Avrupa'nin buyuk salonlarinda icildigini ve daha sonra Yeni Dunya
duzeninde Camel sigarasi olarak yerini aldigini,
Bolgedeki mimari yapi ve yerlesik duzenin Osmanli'dan kaldigini ve bunu bircok tarihi eserde gorebildigimizi (Iskece'deki saat Kulesi) yuzyillar sonra bile ayakta kalmayi beceren camilerin bakima muhtac oldugunu fakat Atina'nin bu eserlerin restorasyonuna sicak bakmadigini,
1919-1922 yillari arasinda Turk-Yunan savasi ile birlikte yuzyillardir suren barisin son
buldugunu, savas sonrasinda yapilan mubadele sonucunda milyona yakin Yunan'linin Anadolu'dan ayrildigini ve koyleri bosaltip Yunanistan'a ve yuzbinlerce muslumanin da Yunanistan'in Girit, Kuzey Yunanistan ve Selanik basta olmak uzere Turkiye'ye goc ettigini, fakat Istanbul'daki Rumlar ile Bati
Trakya Turkleri'nin bundan ayri tutuldugunu ve Lozan antlasmasina tabi tutuldugunu, o zamandan beri de Yunan devletinin Turk azinligini reddettigini, daha da kotusu cunta zamaninda onlari bolgeyi terketmeye
ve kimliklerini unutmaya zorlamistir ve bu gorusun hala varoldugunu,
Daglik bolgede yasayanlarin Yunan makamlarinca Pomak oldugu ve sonradan Musluman olan Yunanli'lar olarak tanimlandigini, oysa halkin bunu kabullenmedigini ve kendilerini Turk olarak tanimladigini ve bu gercegin degisemeyecegini,
Eski Iskece olarak bilinen bolgenin tam bir Osmanli'yi andiran sokaklara sahip oldugunu, arka sokaklarda da bir cok han ve kervansaraylar bulundugunu,
Gumulcine'nin de %40 nufusunun Turk'lerden olustugunu minarelerin ve sayili Osmanli evlerinin kendini gosterdigini fakat sehir meydaninin butikler, restoranlarlar ve magazalarla dolu oldugunu,
Iskece'nin Yassioren koy kahvesinde, koy halki ile yapilan soyleside, son yillarda gittikce dusen tutun fiyatlarinin yore halkini cok zor durumda braktigindan ve AB'nin de subvansiyonlarini cekmesiyle durumun daha da kotuye gittiginden, halkin caresizliginden, sezonluk isler icin Almanya'ya gidenlerden bahsedildi. Daha sonra koydeki cenaze torenine istirak edildi,
Sahin'in kucuk bir kasaba olarak tanitildigi yazida, yukselen binalardan, koye tam karsidan bakan Karaca Ayse turbesinden ve koyden gecen cay'dan bahsedilirken, aksam uzeri volta atan genclere ve kasaba meydaninda cay icip sohbet edenlere ve serzenislere de yer veriliyor. Konu issizlik, tutun fiyatlari, Almanya'nin yolunu tutanlar ve egitim sorunu.
Sahin'de 4000 kisilik bir Turk nufusunun oldugunu, sadece polislerin ve banka memurlarinin Turk olmadigini ve Iskece'den geldiklerinin alti ciziliyor.
Iskece muftusu Mehmet Emin Aga ile evinde yapilan soyleside, Aga'nin Yunan makamlarinca gorevden alindigini bunun yasadisi oldugunu, kendisinin secilmis muftu oldugunu ve kendisini muftu olarak lanse ettigi icin 6.5 ay hapis yattigini, Yunan devletinin teokratik oldugunu, Turk'leri tehlike olarak gordugunu ve bu yuzden de asimile etmeye calistigini ve vakiflar sorunun varligindan bahsedildi.
Mustafcova Belediyesi'nin ikinci Turk Belediye Baskani Mucahit Dukkanci da onceleri Yunan Devleti'nin azinligi izole etmeye calistigini belirterek son yillarda bircok seyin degistigini, artik Turk ogrencilerin de Yunanistan'da universitelere girme hakkinin oldugunu, AB'nin bize yardim ederek koylerin modernizasyon calismalari icin (yol, elektrik v.s) para verdigini ve hayalinin de Turkiye'nin AB'nin bir parcasi olarak gormek oldugunu, bu sekilde de Turk ve Yunan'lilarin yanyana kardes gibi
yasabilecegini belirtti.
Dergi son olarak yorumunda, Eger Turkiye bir gun Avrupa'ya girerse, Trakya yeniden bu kez Avrupa'nin en yeni Imparatorlugunun
ticari donum noktasi olabilir...