Sahinliler
Forum Sayfasına Git Takvim Sayfasına Git Makaleler Sayfasına Git Download Sayfasına Git Linkler Sayfasına Git Resimler Sayfasına Git Radyo&Chat Sayfasına Git
Forumlar Etkinlikler Makaleler Download Linkler Resimler Radyo&Chat

Sahinliler-Türbeler

Yazıyı Yazan:Metin Karahoca

TÜRBELER

.::Karaca Ahmet Türbesi::.       .::Karaca Ayşe Türbesi::.

           

İskeçe balkan kolunda Müslüman Türklerin yaşadığı Şahin kasabasındadır. Zikredilen iki veli kulun (Karaca Ahmet ve Karaca Ayşe) nereli oldukları bilinmediği halde isimleri bilinmektedir. Hiçbir vesika veya yazılı levha bulunmadığından haklarındaki bilgimiz rivayetlere dayanmaktadır. Çeşitli riva-yetlere dayanarak elde ettiğimiz bilgiyi şu şekilde aktarabiliriz. Şöhret bulup dillere destan olan olaylardan biri şöyledir: Osmanlı devrinde iki kardeş, yolcu olarak İske-çe'nin dere kolunda bulunan Emirler köyüne uğramışlar. Bu köy, ancak 17 hane imiş. İki kardeş iş aramışlar, fakat maalesef kendilerine iş gösterilmemiş ve misafir olarak kabul edilmemişlerdir. Mahzun olarak Şahin kasabasına doğru yönel-mişlerdir. Buraya ulaştıklarında hüsnü teveccühle (güzel bir karşılanma) karşılanmışlardır. Kendilerine ne istediklerini sormuşlar. Cevaben; iş aramaya geldik diye söylemişlerdir. Onlara, “bağlık tarlasında (Karaca Ayşe türbesinin üstü) orak biçmek vardır” denilmiştir. Teklifi memnuniyetle kabul ettikten sonra, onları o tarlaya götürmüşlerdir. “Burada sizin için tahminen bir haftalık iş vardır” denilerek işleri ile başbaşa bırakılmışlardır. Kasaba halkı, “Allah yardımcınız olsun” diye dua edip evlerine dönmüşlerdir. Misafirler de işe girişmişlerdir. Halk, işlerin nasıl gittiğini görmek ve yiyecek götürmek için ertesi gün tarlaya vardıklarında ne görsünler ; bir haftalık iş bir günde bitmiş ve kendileri giyim kuşamlarını bırakıp kaybolmuşlardı. O zamanki âlimlere müracaat edip sormuşlar. “Ne olacak bu iş, ne yapalım şimdi?” diye sorduklarında; “şaşılacak bir şey yok, bunlar ermişlerdendir. Erkek olan için kasabamızın ortasında, kadın olan için de kasabamızın karşısında (kendilerine gösterilen tarlanın altı) türbe yapılacak ve onları daima rahmetle anmalıyız” denil-miştir. Şahin, o kadar hayırlı dualara nâil olmuştur ki, o andan itibaren nüfus itibariyle hep büyümüş ve büyümektedir de. Bunun yanısıra hiçbir fenalığa da maruz kalmamıştır. İnşaallah bundan sonra da felâket görmeyecektir. Onların yüzü suyu hürmetine Cenâb-ı Hak, bu memleketi muhafaza etmektedir..

Haklarında anlatılan efsanelerden biri de şöyledir: Karaca Ahmet ve Karaca Ayşe'nin iki kardeş oldukları söylenir. Emirler köyüne vardıklarında misafir edilmek istemişler, onları kimse kabul etmemiş. Abdest alıp namaz kılmaları için su istediklerinde köyümüz susuz diyerek su da vermemişler. Köyün dışına çıkmadan önce sormuşlar; “Kaç hanesiniz?”, “19 haneyiz” demeleri üzerine “20 hane olmayasınız” denmiştir. (Bir başka rivayete göre; “39 haneyiz” demeleri üzerine “40 hane olmayasınız” denmiştir). Köyün dışına çıkmışlar ve “bismillâh” diyerek elle-rindeki değneği yere vurduklarında su fışkırmış, abdest almışlar ve namazlarını kıldıktan sonra yola koyulmuşlardır. Bu-nun üzerine köy halkı çok pişman olmuş, fakat köy-de kalmaları için onları ikna edememişlerdir. Er-tesi gün Şahin'e varmış-lar. Şahinliler kendilerine bü-yük misafirperverlik göstererek birçok aile onları evlerine almak istemiş. En son Şahin'in merkezinde bir eve misafir olmuşlar. Akşamleyin etli pilâv ve ayran ikram etmişler, yemişler, sohbet etmişlerdir. Yatsı namazından sonra ev sahibi ayrılırken onlara tasın içinde kalan pilâvı, su ve ekmek bırakmış. Belki gece vakti biraz daha yerler diye. Şahin hakkında sohbet ederken "bu köyün bereketi hiç kalkmasın" diye dua etmişler. Sabah namazı sonrası ev sahibi onlara kahvaltı ikram etmek istemiş. Fakat onların orada olmadıklarını, ayrıldıklarını görmüş. İçinde pilâvın bulunduğu tasa baktığında (önceden yarısı yenildiği halde) sanki pilâv hiç dokunulmamış, akşamdan hiç yenilmemiş vaziyettedir. Ertesi gece birçok köylü onları rüyada görmüş ve iki yerde işaret olarak emanetler bıraktıklarını görmüşler. Rüya sonrası o yere gittiklerinde (Karaca Ahmet Camii'nde) bir küçük kılıç, Karaca Ayşe'nin yerinde terlik, çember ve ibrikle karşılaşmışlardır. Kılıç, Balkan savaşlarında Bulgarlardan saklanmış ve bilinmeyen bir ailede saklandığı söylenmektedir. Şahin halkı onların işaretlerini buldukları yerde türbe-ler yapmışlardır..

Yaşlı bir büyüğümüzün bizlere ak-tardığı bilgiyi de hatırlatmakta fayda vardır diye düşünüyorum. Şöyle ki; 1941 yılında Almanya hükümeti II.Dünya savaşıyla cihanı titretti ve Yunanistan'ı da almaya teşebbüs etti. O esnada kısa bir zaman içerisinde Şahin hu-dutlarına dayandı. Bize bir emir verildi ki; hemen kasabadan dışarı çıkılsın. Çünkü Al-man, cepheyi vuracak. Öyle korkulu günler geçti ki, herkes kaçmak çaresine başvurdu. Bütün insanlar yüklü olarak hayvanlarıyla beraber dışarı çıkarak, evlerini bırakarak derelere, tepelere sığındı. Yaklaşık beş gün böyle geçirildi. Alman, çok büyük zaiyat gördü. Toplar yağmur yağar gibi atıldı. Ve özel olarak Karaca Ayşe'nin türbesi hedef alındı. Fakat türbe, bir kiremit parçası dahi zayi olmadan Cenab-ı Hak tarafından muhafaza edildi. İnsanlara ibret olarak gelişen bu olayı canlı olarak yaşadık. Bu olayın; günümüz yetişen gençliği tarafından bilinmesi elzemdir. Dualı bir memleketin çocukları olduklarını söyleyenlere bu sebeple hak vermeleri gerekir. Daha sonra Bulgarlar geldi. Birkaç sene sonra dağ bölgemizi Andartlar (Çeteler) işgal etti. Yunanistan'ın her yerine girip tahribat yaptılar. Fakat Şahin'e hücum etmeye yanaşamadılar bile. Ilıca’lı Rahmetli İbra-himbaşa Şükrü anlatmış: “Bir gün Andartlardan bir grup yakaladık ve sorduk; siz iki akşam önce Şahin'e gelecektiniz, neden gelmediniz?” Onlar da ceva-ben; “nasıl girelim? Sinikova köyünden Şahin'e doğru gelirken ihtişamlı bir orduyla karşılaştık ve bize; buradan öteye gidemezsiniz, geçit yok dediler biz de, mecburen geri dönmek zorunda kaldık.” Memleketimiz, kısa bir zamanda onlardan da arındı, serbestliğe kavuştuk. Bütün böyle feci olaylardan memleketimiz muhafaza edildi. Bütün kurulan tuzaklara rağmen ayakta kalışımız, evliyamızın hürmetine olduğu inancındayız. .

Yakın tarihte gerçekleşen bir olayı ibret olsun diye zikretmekte yarar vardır: 2000 yılında araştırma yapmak üzere bir arkeolog Atina'dan Şahin'e gelir. Karaca Ayşe türbesinin olduğu yere ziyaret maksadıyla değil, farklı gayelerle gelir. Anlatılanlara inanamayarak sabaha karşı bir vakitte türbeyi açma girişiminde bulunur. Türbeye girerken temiz olarak girilmesi gerektiğini bildiği halde kasti olarak temizlenmeden girmek ister. İçeriye girmek istediğinde pis bir su üstüne sıçrıyor. İşte o zaman temiz olarak girilmesi gerektiğini anlamış, dolayısıyla duyduklarına inanmak zorunda kalmış. Ertesi gün sabahın erken saatlerinde yıkanıp türbeyi açmak gayesiyle yine tür-beye girmek ister. İçeriye ayağını uzattığında kendisini küçük çayda bulur. (Tepeden çaya bir anda fırlatılması madden anlaşılması veya anlatılması güç, fakat manevi bir tokat yediğinin farkına varır). Bu olayı bizzat yaşayan arkeoloğun, köyün iki gencine anlattığı bir gerçektir. Bu olay da gösteriyor ki; gayri ciddi niyetlerle bu türbeler gibi manevi mekanlara ulaşıp zarar verme veyahut meraklarını giderme sevdasında olanlara verilmiş manevi bir derstir. Şahin'e atfen yazılmış bir şiirde de belirtildiğine göre; "Sen, etrafını saran yatırlarla korunu-yorsun" diyen Şair’in hissiyatında ger-çeklik payı olduğu ortaya çıkmaktadır.

Yazıya Şahin’e atfen yazılmış şiirle son verelim:

ŞAHİN

Sen, cennetten bir parçayı andırıyorsun

Sen, etrafını saran yatırlarla korunuyorsun

Sen, daracık şirin sokaklarınla özleniyorsun

Sen, tatlı çay sohbetlerinle aranıyorsun

Sen, Balkanların dışında da anılıyorsun

Sen, parçalanmak için yıllarca uğraşılıyorsun Amma

Sen, ey kahraman Müslüman-Türk köyümüz Şahin!

Bütün bunlara rağmen dimdik ayakta kalıyorsun.

Sitemizi giriş sayfanız yapın Sitemizi favorilerinize ekleyin Gizlilik Şahinliler WebSitesi   Copyright © 2005-2006 Chasan Metso Şahinliler Mail Grubu ® Sayfanın En Üst Bölüme Çık

Yüklenme Süresi 0,141s